Türkiye’de habercilik ve özellikle gazetecilik çok eski kökenlere dayanır. Türkiye toplumu aslen, sözlü edebiyat geleneğini ve sözlü iletişim araçlarını uzun yıllar kullanmış bir toplumdur. Destanlar, masallar, orta oyunları, şarkı ve ağıtlar bu kültürün birer parçası olarak sözlü iletişimin farklı şekillerini temsil eder. Çok eski zamanlarda Türkler deyiş ve naralarla sözlü iletişim geleneğini sürdürmüşlerdir. Fakat, Osmanlı İmparatorluğu’ nun son dönemlerine doğru, 19. yüzyıl başlarından itibaren, sözlü iletişim kanalları yerini yazılı iletişim geleneğine bırakmıştır. Bunun en büyük sebeplerinden biri ise, çok uluslu bir ülke olan Osmanlı İmparatorluğu içerisinde yaşayan insanların, ülkenin farklı yerlerinden ve uzak köşelerinden dönemin siyasi olaylarına paralel olarak haber alma ihtiyaçlarının ortaya çıkmasıdır. Daha önceki yıllarda, kimi zaman daha öğretici kimi zaman daha pastoral veya romantik özellikler taşıyabilen sözlü iletişim geleneği, 19.yüzyıl başlarından itibaren yerini daha objektif, daha gerçekçi ve daha siyasi özellikler taşıyan yazılı basına bırakır. Osmanlı tebaası, etrafında olup biten gerçek olaylara dair, ülkenin gidişatına ve ülke sınırları içerisinde yaşayan farklı toplumların gelecekteki durumlarının ne olacağına dair daha fazla bilgi edinmek ister. Bu konuda ortaya çıkan ihtiyacı ise yazılı basın, ulusal ve yerel gazetecilik ile habercilik organları giderir.

Türkiye’de Gazeteciliğin Mihenk Taşları

Özellikle Tanzimat döneminde Türkiye’deki gazeteciliğin ve haberciliğin ilk önemli örneklerinin verildiği söylenebilir. Kendisine göre yazılı iletişimin ve gazeteciliğin daha çok geliştiği Batı ülkelerinden etkilenen Osmanlı Devleti, yine batılı devletleri kendi iç işlerine dair bilgilendirmek ve toplumsal olaylara dair genel gidişatı göstermek için Le Moniteur Ottoman gazetesini basmıştır. İlk Türkçe gazete ise ancak 1831 yılından itibaren Takvim-i Vakayi ismiyle yayınlanmıştır. Takvim-i Vakayi resmi gazete niteliği taşır ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulana dek, Osmanlı tebaasını bilgilendirmeyi amaçlar. Osmanlı Devleti’nin başkenti olan ve nüfusun önemli bir kısmını bünyesinde barındıran İstanbul’da ise ilk gazete Fransız Büyükelçiliği tarafından çıkarılan Bulletin Des Nouvelles olmuştur. Türkçe dilinde basım yapan ilk özel gazete ise Ceride-i Havadis’tir. Özellikle 1840’tan sonra Ceride-i Havadis büyük bir ilgi görmüştür.

Osmanlı tebaasına ulusal düzeyde bilgi veren bu gazetelerin yanında, yerel düzeyde de Türkçe dilinde basım yapan gazeteler bulmak mümkündür: Tuna Gazetesi, Trablusgarp Gazetesi ve Hüdavendigar Gazetesi bunlara örnek gösterilebilir.

1923 yılında cumhuriyetin ilanından sonra ise, tamamen Türkçe dilinde fakat çok sesli gazeteler çıkarılmıştır.